Hz. Fatıma nasıl bir anneydi?‏

 
Fatıma; Son Peygamber Hz. Muhammed (sav)`ın biricik kızı, O`nun aziz damadı, ilmin kapısı Hz. Ali (ra)`nın hanımı, yeryüzü hanımları içerisinde Hz. Meryem`den sonra en aziz olan Hz. Hatice (ra) annemizin kızı ve Hz. Hasan ve Hüseyin`in anneleri idi.

 Peygamberimiz (sav) tarafından defalarca övülmüş ve faziletleri ifade edilmiş Hz. Hatice annemiz, hiç şüphesiz hem ideal bir kız evladın nasıl olması gerektiğini hem de ideal bir annenin nasıl olması gerektiğini tüm insanlığa göstermiştir.

Onun hayatından, çocuk eğitimi ile önemli ve hayati hususları öğrenmemiz mümkün. Genç annelere ya da anne adaylarına, ideal bir annenin nasıl olması gerektiğini öğretmek için en güçlü kaynak, Peygamberimizin biricik kızı Hz. Hatice`dir. Bütün güzel hasletlerinin yanı sıra `Hz. Fatıma nasıl bir anneydi?` sorusunun cevabında da büyük hikmetler ve güzellikler bulabiliriz.

Hz. Fatıma öncelikle babasından öğrendiği ilim ve terbiye ile çocuklarını yetiştirmiş idi. Hz. Fatıma örneğinde; Allah`ın razı olduğu bir annenin `çocuk yetiştirme yöntemleri`ni öğrenmiş olacağız.

Bir rivayette Selman-ı Farisi başka bir rivayette ise Bilal-i Habeşi (ra) anlatıyor: "Bir gün mescide gitmekte iken Fatıma`nın el değirmeninde un öğüttüğünü gördüm, bu sırada küçük Hüseyin`in ağlama sesi duyuldu.

Hz. Fatıma`ya; `Allah Resulü Sallallahu aleyhi vesellem, size yardım edenleri sevdiğini buyurdu` dedim. Çocuğu mu sakinleştirmemi istersiniz dedim yoksa el değirmenini almamı mı?"

Fatıma; "Evladımla benim ilgilenmem daha doğru ve iyi olur, zahmet olmazsa siz şu unu öğütebilirsiniz." Dedi."

Hz. Fatıma annemiz, bütün yoğunluğuna ve meşakkatli işlerine rağmen çocuklarıyla ilgilenmeyi ertelememiş, onları başından savmaya çalışmamıştır.

Hz. Fatıma annemiz, çocuklara şefkat gösteren başka sevgi kaynaklarının da bulunmasını arzu etmiş ve istemiştir.

Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellemin vefatından sonra, bazen çocuklarını severken; "Sizi herkesten çok seven dedeniz şimdi nerede?" dediği rivayet edilmektedir. Bu durum sadece annenin değil, başkalarının da duygusal bağlarının çocuk üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Hz. Fatıma annemizin bu tavrından, çocuklarını dedelerinden ya da babaannelerinden kaçıran anne-babaların aslında nasıl bir yanlışlık içinde oldukları ortaya çıkmaktadır.

Çocuklarıyla oyun oynardı

Çocuklarla birlikte oyun oynamanın, onların oyunlarını ciddiye alıp onlarla oyun arkadaşlığı yapmanın çocuğun ruhi gelişimine yaptığı katkılar yadsınamaz. Bu durum aynı zamanda çocukların yaratıcılık güçlerini de artırıp, sağlıklı bir zihin yapılarına sahip olmalarını beraberinde getirecektir.

Hz. Fatıma annemizin çocuklarına karşı yaklaşımlarından biri de onlara oyun arkadaşlığı yapmasıdır. Hz. Fatıma annemiz, çocuklarıyla oyun oynarken, bu oyunları sıkıcı bir hale getirmeden eğitim saatleri havasına getirirdi. Oyun esnasında çocuklarına, onların zihinlerini geliştirecek sözler söylemeyi ihmal etmezdi.

Çocukları arasında ayrım yapmazdı

Hz. Fatıma annemizin, kendisinden sonra gelecek olan bütün annelere, çocuk eğitim yöntemiyle ilişkin öğrettiği en esaslı yaklaşımlardan biri de çocuklarının arasında adaleti gözetip, ne olursa olsun kesinlikle onlar arasında ayrım yapmamasıdır.

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin`in kendi aralarında düzenledikleri yarışmalarda, evlatlarından herhangi birini incitecek bir kararda bulunmamaya, onların kalplerini kıracak bir yoruma gitmemeye çok özen gösterirdi.

Çocukları çocuk yerine koymazdı
Hz. Fatıma annemizin evinde, bugün birçok ailede olanın tersiyle çocuk bile olsalar aile fertlerinin kişiliklerine hürmet gösterilir, saygıda kusur edilmezdi. Kısaca Hz. Fatıma annemizin evinde çocuklara saygı gösterilir, aileyle ilgili kararlarda onların görüşleri alınarak kişiliklerinin sağlamlaşmasına dikkat edilirdi.

Birçok konuda henüz küçük yaşlarda olan Hasan ve Hüseyin`in görüşlerine başvurulur, karakterlerinin güçlü olması ve sorumluluk sahibi olmaları için kendilerine değer verilirdi. Hz. Fatıma`nın çocuklarına yaklaşımındaki bu incelik, çocukların kişiliği sağlam olarak yetişmelerinin en önemli basamaklarından biridir.

Çocukları dövmezdi
Yeni yeni ulaşılan bilgiler, dayak atmanın ya da sert fiziki cezaların çocuk eğitiminde hiçbir olumlu sonuç doğurmadığını ispatlamıştır. Bundan binyıllarca önce Hz. Fatıma annemizin modeline bakıldığında çocukların dövülmesi ve onlara sert fiziki cezaların uygulanmasıyla ilgili hiçbir bilgi bulunmadığı görülecektir.

Ayrıca, çocuk eğitimiyle ilgili teşvik ve ödüllendirme metodunun dayak ve cezadan çok daha etkili olduğu yeterince anlaşılmıştır.

Küçük yaşlarda ibadete teşvik ederdi
Hz. Fatıma annemizin ideal anneliğindeki çocuk eğitim yöntemlerinden birinde de bu hakikat vardır: Hz. Fatıma annemiz, daha çok küçük yaşlardaki evlatlarında bile ibadet hususunda ısrarcı olmuş ve onları ibadetlere yönlendirmiştir.

Henüz on yaşına bile basmamış olan çocuklarını gece ibadetine dahi kaldırmış, sabah namazını kaçırmamaları için onları erken yatırmaya özen göstermiştir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !